Ayaş Tarihi

Genel Ayaş Tarihi

Ayaş'ın Soy Kütüğü

Türklerde bir kişinin soyunu sopunu bilmesi, atasını, sülalesini, hısım ve akrabasını tanıması önemli bir olaydır. Bu açıdan bakıldığında Ayaş’lının da kendi aslını bilmesi gereklidir. Fakat çoğu kişi tarihi açıdan Ayaş hakkında gerçek bilgilerden ırak, söylenti şeklinde bilgilere sahiptir. Bu konuda bilimsel bilgilendirme eksikliğimiz vardır. Bu yazıda Ayaş ve Ayaş’lılar konusunda bilgilendirme görevini yerine getirmeye çalışacağız. Ayaş (Ayas) öztürkçe bir isimdir. Türkmen oymaklarından Ayaş oymağının ismidir. “Parlak, aydınlık gece” anlamına gelmektedir. Ay kelimesine “As”, “Az” ve “Aş” takılarının eklenmesi ile Ayas, Ayaz, Ayaş isimleri türetilmiştir. Sözgelimi “Gün” isminden “Güneş” türetildiği gibi. Ayaş oymağı, Oğuzların Bozoklar Kolu’nun Gün Han Oğulları, Bayat Boyu, Barak Obasına bağlı bir oymaktır. Ayaş Oymağı’nın Oğuz Türklerinin soy ağacındaki yeri aşağıdaki gibidir. Kaynak: Y.Doç.Dr.Bilal AK Hacettepe Üniversitesi Sağlık İdaresi Yüksekokulu Öğr.Üyesi tarafından hazırlanmış olup, Yeşil Ayaş dergisinde yayımlanmıştır.

Ayaş'ın Soy Kütüğü

İz Bırakan Şahsiyetler

Tıp doktoru

Aziz Cosmos ve Damian Ayaş'ta (şimdi Türkiye sınırları içinde) milattan sonra 3.asırda doktorluk yapiyorlardı. Söylenenlere göre hastaların vermek istedikleri ücretleri kabul etmiyorlarmış. Kaynak: British Museum- İngiltere

Tıp doktoru

Hikayeler

Ayaş Manileri

Ayaş Manileri Ekin ektim düzlere Diken oldum gözlere İşte ben gider oldum Ayaş kalsın sizlere Mor kumaşın hasını Kim oydu yakasını Bir ananın üç kızı Ben beğendim hasını Su gelir akıverir Bendini yıkıverir Osmanlıya kız vermen Alırda kalkıverir Bir tabakta beş vişne Gel yarim aşka düşme Aşk adam sarartır Nafile dile düşme Bir dalda iki kiraz Biri al, biri beyaz Yazıcı kadir mevlam Güzeli güzele yaz Elif beyaz bembeyaz Lamelif kaşlım beyaz Yazıcı kadir mevlam Arabı araba yaz Karşıda gül harmanı Yok dizimin dermanı Allahım hep bize mi? Ayrılığın fermanı Karşıda gördüm seni Gül iken derdim seni Bakmaya kıyamazdım Ellere verdim seni Mektup yazdım yaz idi Kağıdım beyaz idi Yazacağım çoktu emme Vakitciğim az idi Mektup yazdım kış idi Kalemim gümüş idi Yazacağım çoktu emme Parmaklarım üşüdü Morkoyun meşelerde Gül yağı şişelerde Eller yerini almış Ben kaldım köşelerde Kara kara kazanlar Kara yazı yazanlar Cennet yüzü görmesin Aramızı bozanlar Cevizin dibi oyuk Ağlarım goyuk goyuk Şu Ayaşın içine Sığmadı başım böyük Cevizi iç eyledim Sılayı göç eyledim Bir hayırsız yar için Kendimi heç eyledim Cevizin dibi milli Hop sözlü şirin dili Bahçeden mi geliyon Eli tomurcuk güllü Bir tabakta beş vişne Gel yarim aşka düşme Aşk adamı sarartır Nafile dile düşme Tabakta hurma yarim Gergefte sırma yarim Ben aklına gelince Konakta durma yarim Asmada üzüme bak Betime benzime bak Ne hayırsız kardeşsin Gülerek yüzüme bak Ay doğar aşmak ister Al yanak yaşmak ister Şu benim deli gönlüm Yare kavuşmak ister